|
..
Ertesi gece, bu defa İstanbul Üniversitesi Devlet
Konservatuarı Opera ve Balesi'nin gala gecesi vardı.. Gençleri
izlemek bana başka bir keyif, heyecan ve coşku veriyor. Nasıl
mutlu olduğumu anlatamam.. Keşke hepsini ayrıntıları ile
yazabilseydim.. Yerim dar.. Doruk noktalarını anlatacağım
sadece, öbürlerinden özür dileyerek.. Cengiz Özdemir'in
harikulade düzenlemesi ve Oral Yazıcı'nın koreografisi nasıl
bir güzellik çıkarmış ortaya, kelimelerle ifade mümkün değil.
"Bağlama ve Adımlar"ı görmek gerek.. Hale Eren'in çok şirin
kostümleri ile, tamamen "Biz" olan bir dans yaptılar, Merve,
İdil, Memet, Gökçe, Ali, Tuğçe, Zerrin ve Hüma.. İnanın
sahneye fırlayıp aralarına karışmamak için kendimi zor tuttum.
Yani, bu kadar mı güzel olur, herşey?.. Çiçek Kurra
Kanter'in yönettiği Madrigal koronun bütün şarkıları
harikaydı. Gözünü kapa dinle.. Mümkün mü?.. O şarkılar
eşliğinde dans var sahnede.. Hele gene bizden olanlar..
Bartın düğün havası Şinanay, Azeri Ay Gız (Kemal Akdoğan ne
güzel söyledi.. Melis ve Gökçe ne güzel dans ettiler.) ..Ve
benim çocukluğumun, köyümün türküsü ile final.. Hişt
moriyalelli, yar nina nininom!.. Ve de bu türkü eşliğinde
tüm gurubun AKM'nin dev sahnesini, köyümün düğün gecesine
çevrilmesi.. Ve de gecede, yüreğime saplanan, içine oturan ve
orada kalan bir şarkı.. Ayşe Ceylan hem de nasıl "Damardan"
derler ya, öyle okudu şarkıyı.. Hemen plak olmalı.. 2005'e
adını yazar. "T. Erdener" yazıyor programda, şarkının sahibi
olarak.. Aklımda kaldığı kadarı ile..
"Sen yok olabilirsin.. Seni sevmiş olmam yok olabilir
mi?.. Ben yok olabilirim. Seni özlemiş olmam yok
olabilir mi?."
Bu nasıl bir deyiştir?.. "Seni özlemiş olmam yok
olabilir mi?." Bırakmış gitmiş olabilirsin.. Dünyanın öbür
ucuna gitmiş olabilirsin.. Hayatımdan çıkmış, her şeyinle yok
olmuş olabilirsin.. Ama bütün bunlar sevmiş olmamı, özlemiş
olmamı yok edebilir mi?.. |